Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler

Türkiye’de Psikanaliz Yazarları – Bölüm 3
Talat Parman
Psikanaliz, psikanaliz uygulaması ve psikanaliz yazımı Türkiye’de halen gelişmekte olan bir alandır. Psikanaliz, dünyada bütün psikolojik sorunların çözümünde ve bütün hasta tiplerine yönelik bir tedavi olarak görülse de Türkiye’de halen küçük bir kesim tarafından anlaşılmış ve küçük bir kesimin ulaşabildiği bir uygulama olabilmektedir. Psikanalizin, uygulamasının, yazımının ve analitik bakış açısının Türkiye’de gelişimine değer veriyoruz ve buna katkı sağlamak amacıyla Türkiye’de psikanaliz alanında yazılmış kitapları değerlendiriyoruz. Psikanalist Türkay Demir’in Ruhsallığın Merkezine Seyahat’i, Psikanalist Elda Abrevaya’nın Kadınlığın Uzun ve Dolambaçlı Yolu’ndan sonra şimdi de Psikanalist Talat Parman’ın Psikanalitik Denemeler kitabını değerlendireceğiz.

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler

Psikanalist Talat Parman, İstanbul Psikanaliz Derneği kurucu ve üyesi, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde psikiyatri doçentidir. Talat Parman’ın Psikanalitik Denemeler kitabı, Bağlam Yayınları’ndan Düş/Düşün serisinin 13. Kitabı olarak 2004 yılında yayınlanmıştır. Ergenlik ve Merhaba Hüzün (2000) ve Psikanalizi Yazmak’tan (2002) sonra Talat Parman’ın üçüncü kitabıdır. Sonraki kitapları Şükran İ. Başarır ile ortaklaşa kaleme aldığı Yatılılık: Okul Ev Olunca (2009) ve Ergenliğin Yüzleri’dir (2010). Bu kitaplar da Bağlam Yayınları’nın Düş/Düşün serisinden çıkmışlardır. Bunlar dışında Psikanaliz dergilerinde (Psikanaliz Yazıları dergisi) yazıları ve kitap çevirileri (J.B.Pontalis’in Düş/Düşün serisinden çıkan kitapları: Pencereler, Bir Adam Yok Oluyor, Temel Düşlem/Kökenlerin Düşlemeleri/Düşlemin Kökenleri, O Kadınlar) bulunmaktadır.

Psikanalitik Denemeler, Talat Parman’ın 2001 ve 2004 arasındaki konuşmalarının ve yazılarının derlemesidir, yine de denemeler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde seçilmişlerdir. İçeriğin oluşumu, Uluslararası Psikanaliz Derneği’ne bağlı İstanbul Psikanaliz Derneği’nin kuruluşu olan 2001 yılından başlamaktadır, hatta derneğin kuruluşunun ilan edildiği seminerden bir konuşma da yer almaktadır (Yalnız Bir Yolculuk Olarak Ölüm: Zaman Kalmadığında).

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler--
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler–

Psikanalitik Denemeler, psikanalitik literatürün en temel kavramlarına ve konularına değinmektedirler: Ergenlik, aile, aşk, tekinsizlik, gölge, kadın-erkek ilişkileri, cinsellik, psikanaliz… Türkçe’de kullanılan deyimlere, argo sözlere esprili göndermeler vardır. Örneğin Parman, “anam avradım olsun” deyimi ile Oedipus karmaşasını Freud’dan önce tespit ettiğimizi ancak kuramın oluşumunu Freud’a kaptırdığımızı belirtir. Anneye duyulan çocuksu aşkı kuramlaştırmada geç kalmış olsak da ‘enişte-baldız’ ikilisi arasındaki ilgiyi kaçırmamamız gerektiğini, “baldız baldan tatlıdır” gibi deyimlerimizle kültürümüze yerleşen durumun Freud’un baldızı Minna’ya değinmemek adına onun bile alanı dışında kaldığını vurgulamıştır.

Psikanalitik Denemeler’in ilk denemesi, Adele H., başarılı Fransız yönetmen François Truffaut’nun filmleri, aktrislerle olan ilişkileri ve ölümü üzerine anlatılardan oluşmaktadır. Bu ilk deneme Fransız kültür öğelerine ilgi duymayan okuyucuyu kitaptan dışlayabilir, ancak Türk kültür öğeleriyle iç içe geçmiş yazılar için sonraki denemelere şans tanınmalıdır. Türk şairler, kitaplar, özdeyişler ve Türkçe argo; psikanalitik teorilerle harmanlanır ve yabancı kaynaklarda bulunamayacak zengin karşılaştırmalar sunulur.

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler---
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler—

Kitap için seçilmiş ilk yazı, Victor Hugo’nun kızı Adele hakkındadır. Soyadının filmin adında bulunmayışı, yani soyadının eksikliği, babanın adının ve babanın eksikliğidir. Babanın arayışı ile başlayan denemeler kitabı, ikinci denemesinde “önce meme vardı” diyerek psikanalitik teorinin en başına ve insanın tarihinin de en başına giderek bebek ile memeyi buluşturur. Tema anneye döner: “İlk yaslanılan anne memesidir, üzerinde ilk uyunan yastık anne memesidir.” Bu deneme yas, yaslanma ve aşk nesnesi hakkındadır. “İnsan ağızdan başlar” diyerek psikanalist Fédida’ya gönderme yapar. Anne, çocuğu ve çocuğunun babası arasındadır. Bir sonraki deneme ‘bir üçüncü olarak baba’ya değinir. Babalık, erkek ve erkeksilik, erk ve silik erkeklik ele alınır.

Parman, analizin babanın ölümüyle başladığını savunur. Psikanalizin babası Freud’un kendi babası Jacob Freud’un ölümü, Sigmund Feud’un otoanalizine ve düşlerinin yazımına kendine özgü bir değer kazandırır. Psikanalitik teoride erkeklik ve babalık birbirinden ayrı düşünülemez. Erkeklik deyince de erki, gücü, öldürmeyi ve şiddeti çağrıştıran penis aklımıza gelir. Parman, esprili diliyle, analitik teorinin testisler üzerinde durmamasına rağmen Türk kültüründe testislere gereken önemin verildiğini, “taşaklı” ya da penis için “üçün biri” (yani yalnızca üçün biri) gibi argo söylemlerin bulunduğunu belirtir.

Psikanalist Elda Abrevaya, kadınlığın oluşumunda kız çocuğunun babasıyla olan ilişkisine vurgu yapmıştı (bkz. Kadınlığın Uzun ve Dolambaçlı Yolu kitabı). Parman ise, erkek çocuğunun babasıyla ilişkisinde erkekliğinin oluşumunun önemine değinir.
‘Ergen Aile: Yeni Bağlar Yeni Sınırlar’ denemesinde Parman, oğlan çocuğunu biraz daha büyütür ve ergenliğe vardırır. Ergenlik dönemi çocuğu, bu ergen çocuğun içinde bulunduğu aile, bu ergen ailesini içinde barındıran ev, evdeki ortak ve ayrı alanlar, kapısı açık ya da kapalı odalar anlatılır. Ergenin dönüşümü, yeni uyanan cinselliği; aile için bir sınav olacaktır, aile ayrılığa, boşanmaya, evlilik dışı ilişkilere açık hale gelecektir. Ergenin evden ayrılma zamanı geldiğinde aile için bir dönüm noktası yaşanacaktır.

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler-----
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler—–

Zaman, Uzam ve Ergenlik’ denemesi, ergenlikte zaman olmadığını anlatır. Zaman ergenlikte askıya alınmıştır, geçmiş ve gelecek yoktur. Ancak zamanın geri dönüşü hikayenin devam etmesini sağlar. Terapistin görevi ergenin gerçekliğe yumuşak bir düşüş yapmasını sağlamaktır.

Sonraki denemelerde ev ve mekanın öneminden bahsedilir: Ev ve çiftin oluşumu, ailenin ev ile mümkün olması, eve yerleşme ile çiftin ilişkiye yerleşmesinin eş zamanlı gidişi, ayrıca evin ve ev içi dinamiklerin ailenin ruhsallığının bir yansıması olduğu anlatılır. Yatak odasının, banyo ve tuvaletin ailenin cinselliğinde, merak ve utanç duygularındaki öneminden bahsedilir.

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler----
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler—-

Kardeşlerden bahsetmeden olmazdı. Analitik literatürde az işlenmiş bir konu olan kardeşlik, benzerlik durumunu taşıyan bütün alanlar ve kişiler için düşünülebilir, örneğin meslektaşlarımız da analitik anlamda kardeşlerimizdir. Parman, kendi meslektaşlarıyla rekabeti de içeren bu konuyu kaçınmadan cesur bir şekilde işlemiştir. (Kardeşlik konusu için İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Kardeşler ve Kardeşi Anla(t)mak kitaplarını da tavsiye edebiliriz.) Parman, kardeşlik ilişkisinin yatay bir ilişki türü olduğunu ve analitik literatürde üvey bir tema olarak kaldığını belirtir.

Ölüm, melankoli, aşk, gölge ve tekinsizlikten bahsettiği denemeleri de vardır. Yaşamın başlangıcı ve büyüme temalarını ele alan denemelerden sonra zamanlı, zamansız, beklenen ve beklenmeyen ölümlerden bahseder. Ölüm, “bir kişi yitiyor ve dünya boşalıyor” şeklinde karşılanır. Aşk ise “bir kişi bulunuyor ve dünya doluyor”. Ölümün ardından tutulan yasın ve melankolinin rengi karadır. Aşk ise dünyayı renklendirir; ancak aşkın rengi de karadır, ‘karasevda’ deyişi buradan gelir.

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler-
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler-

Parman, eve ait olanlardan –aile, ergenlik, aşk, ölüm- bahsetmişken ‘eve ait olmayan’dan yani ‘tekinsiz’den ve ‘tekinsizlik’ten de bahseder. Tekinsizliği ve tekinsiz gölgeyi şöyle konumlandırır: “Bizler ‘Gölge etme başka ihsan istemez’ demeyiz, tersine gölge et ki boyutumuz, derinliğimiz olsun, gölge et ki bastırdığımız arzularımız olsun, gölge et ki tedirginliklerimiz, tekinsizliklerimiz olsun. Yani insan olalım.”